Ölü Gelin

 Victor kararsızdı. Hep olduğu gibi her şeyi birbirine karıştırmıştı. Bir yanda ölü gelin, bir yanda müstakbel gelin… Bir yanda müzikle anlaşabildiği Emily, diğer yanda gözleriyle âşık olduğu Victoria… Victoria taze bir çiçekti. Güzelliğiyle, masumiyetiyle dikenlerin arasında bir güldü. Emily ise ansızın hayatına girip güzelleştiren bir kelebek…

 Victor başta istememişti Emily’yi. Bir anda konmuştu omzuna. Ama onun müziğini, kalbini görmüştü. İşlerin karışmasıyla kelebeğe doğru giderken buldu kendini. Kelebeğin bir günlük ömrü için kendini feda edecekti. Ama kelebeğin ihtiyacı bu değildi ki. Kelebek o kısacık ömrünü en güzel şekilde yaşayıp sonsuzluğa doğru uçmak istiyordu. Kelebek görülmek istiyordu. Saklandığı günlerin hatırına biri tarafından görülmeye ihtiyacı vardı. Ama Emily artık görülmüştü. Daha fazlasını isteyemezdi. Victor bunu hak etmiyordu. Victor onunla ölmek zorunda değildi. Onun Victoria’sı vardı. Dikenlerin arasında umutsuzca koklanmayı bekleyen masum Victoria. O yüzden vazgeçti aşkından. Bir damla yaş aktı gözlerinden. Bir Victor’a bir de her zaman cebinde sakladığı çiçeğe baktı. Gülümsedi. Bir günlük mutluluk için teşekkür etti aşkına. Ve onu çiçeğine emanet ederek gökyüzüne doğru havalandı. Buruk ancak mutlu bir şekilde…

             -Beyaz Gül-


Kelebekle başlayan hikaye kelebekler ile bitti. Filmin başında Victor'un  kelebek resmi yaptığını farkederiz. Victor'un yanında ne kadar durduğunu bilmediğimiz kelebeğin resmini yapan Victor daha sonra onu özgürlüğüne kavuşturur. Kelebek kasvet dolu şehri, tüm canlılığıyla ve rengiyle dolaşan tek varlıktır. Kötü karakterimiz dışında hiçkimse kelebeği fark etmez. Kötü karakterse kalbi o kadar kaskatı bir hale gelmiş vaziyette olduğu için sinek kovalar gibi kovalar kelebeği.  Victor ve Victoria karakterlerinin en büyük ortak noktası belki de hiç sevilmedikleri bir aileye sahip olmalarıdır. Çocuklarını sevmeyi bir kenara bırakın eşlerini bile sevemeyen, sevgi nedir bilmeyen ebeveynler. Belki de filmde sadece 3 kişinin yüzünün güzel olmasının sebebi budur. Sevginin ne demek olduğunu bilenler aydınlık yüze sahipler, çünkü kalplerinin ışığı yüzlerine vurmuştur. Evlilik hasebiyle bir araya gelen çiftimizin papazın önünde yemin etmeleri gerekir ama henüz nasıl düşünmesi gerektiğini bilemeyen Victor, sakarlıkları yüzünden hiçbir şey yapamaz. Bunun sebebinin aklı ve kalbinin aynı düşüncede olmadığı için olması yüksek ihtimaldir. Daha önce hiç dışarıyı görmemiş sosyal fobisi olduğunu düşündüğüm Victor, ormana gittiğinde kimsenin olmamasından kaynaklı gelen cesaretle yeminini ezberlemeye çalışır ve bir hata yaparak Emily'e evlenme teklifi eder. Bu dakikadan sonra Victor ne istediğini keşfetmeye başlar. Emily, onu ölüler diyarına götürür. Filmin başından beri canlılar dünyasının kasveti etrafımızı sarmışken Emily'nin gelişiyle aydınlık, renkli dünyaya ineriz. Hayatta böyle değil midir? Karanlıkta olduğumuzu düşündüğümüz anlarda kalbimiz aydınlığa sahip olmasına rağmen kalplerin uyuşmadığı insanlarla yaşamak, çevreyi kasvetli görmemize sebep olur. Karanlıkta olduğunuz anda aydınlığa çekilirsiniz ama kalp gözünüzü kapattığınız için aydınlığı da fark edemezsiniz. Emily, kendini tanıyan biriydi. O dünyada kaygıya yer yoktu. Dış görünüş önemli değildi ama buna rağmen parıl parıl parlayan bir Emily vardı. Victor, Victoria ile evlenmek istediğini anlamış ve Emilyden kaçmak için fırsatlar kollamaya başlamıştı. Bu durumda  Victoria'ya haber vermek için canlılar dünyasına dönmesi gerekiyordu. Canlılar dünyasına çıktıklarında filmin başında kaybolan kelebeğin tekrar gelmesi dikkat çekiciydi. Victor yalan söyleyerek Emily'nin yanından ayrıldığında Emily'nin iç sesi olan kurtçuk ortaya çıkar ve ona güvenmemesi gerektiğini her fırsatta Emily'e söylemeye başlar. İnsan zihninde de her zaman başının etini yiyen kurtçuklar var öyle değil mi? Biz de Emily gibi canımız sıkıldıkça onu çıkarıp atabilseydik ne güzel olurdu. Emily'nin iyi hislerinin kelebekle ve renklerle ifade edildiğini yukarıda bahsetmiştik. Kötü hisleri ise kargalarla ifade edilmişti. Sinirlendiğinde veya güvensizlik hissettiğinde tüm kargalar etrafta dolaşmaya başlıyordu. Bir inanışa göre; Kargalar Tanrı’nın cennetinden kovulup yeryüzüne gönderilen dilsiz şeytanlardır. Bitmek bilmez ömrü hayatlarında bunca kötülüğe ve vahşete şahit olmuş ve ölememiş canlılardır. Bu yüzdendir ki en çok mezarlıkları severler. Yaşamın bitmek bilmez kaosuna şahit olmaktan bıkıp sığındıkları yerdir mezarlıklar. Filmde Emily'nin ölü gelin olduğunu kanıtlamak için kargalar kullanılmış olabilir. İslamda ise kargalar dürüstlük, bağlılık özelleri ile bilinir. Emily'e sadakat besledikleri de çok aşikardır. İki kadın birbirlerinden habersiz Victor için savaşmaktadır.  Bu savaşı kazananın kim olduğu ise meçhuldür. Sessizce onu kurtarmak için savaşan ve kendi rızası ile evlendiğini görünce uzaktan izleyen Victoria mı yoksa  kendinden vazgeçip yok olmayı tercih eden ve hayalleri çalınan ama başka birinin hayalini çalmak istemeyen, kelebeğe dönüşüp yok olan Emily mi? Hikayenin sonunda iyiler ödüllendirilir kötülerse cezalandırılır. Canlılar dünyasında ölülerin dokunamayacağı kötü karakter ölüm diyarında hak ettiğini bulmuştur.


~AhsenH~

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cesaret Nedir?

Sancı

Dağınık, Herşey Dağınık