Günlerden bir gün pencereden dışarı bakarken mahallenin delisi Fikret geçti. Dalyan gibi delikanlı aklını bir ceviz kabuğuna sığdırmıştı. Sessizce her gün yürüyüş yapmaya çıkar ve kimseyle konuşmazdı. O olaydan sonra yanından geçerken ilk zamanlar çok korksam da zamanla alışmaya başladım. Artık onun geldiğini görünce duvara yapışık gitmiyordum en azından. O çok değişmişti, özellikle yüzündeki gülümsemenin yerini donuk bir bakış almıştı. Mahalledeki çocuklarda ondan çok korkardı. Her zaman aynı saatlerde çıktığı için pencerenin önünde onun geçmesini bekliyordum. Bir gün geçmedi mi meraktan ölürdüm. Eski Fikret'i çok özlüyordum. İnsanın yaşadığı bir olay hayatını ne denli değiştirebilir ki dediğim noktada Fikret, pencerenin önünden geçmişti. Her gün onu izlemek benim için bir rutin olmuştu. Zaten küçükken de her zaman onu beklerdim pencere önünde. Annem de Fikret'i çok severdi. Değişmeyen tek şey ise annemle hâlâ Fikret hakkında konuşabiliyor olmamızdı. Küçükken ona deliler...