Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayatın Zor Ancak Eksik Parçası

   Rastgele bir günün rastgele bir sabahıydı. Gitmesi gereken yere gidiyordu, sebebini sorgulamadan. Adımları düzenli, hareketleri dengeliydi. Öğrendiği şekilde yaşıyor, öğrendiği şekilde yürüyordu. Doğru yolda olduğunu bilmek ona yeterdi. Fazlasına gerek yoktu. Ona verilen görevi yerine getirirken ayağına bir şey takıldı. Bakmak istemedi, bakmaya gerek duymadı. Tam ilerleyecekken rengi gözüne çarptı. Kırmızıydı ancak daha önce hiç böyle bir kırmızı görmemişti. Merakla eline aldı. Sıcak ve yumuşaktı. Anlamlandıramadığı bir hisle anında geri fırlattı. Sebebini bilmiyordu ancak o nesneyi hem sevmiyor hem de tekrar eline almak istiyordu. Kafasını salladı ve yoluna devam etmek istedi. Yürümeye çabalasa da ayakları ilerlemiyordu. Bir süre düşündükten sonra tekrardan yere eğildi ve garip nesneyi eline alıp bir kere daha inceledi. Bırakamayacağını anlayınca hızlıca gömleğinin sol cebine koydu ve görevine doğru yola koyuldu. Cebinden yavaş yavaş ısı yayılmaya başladı. Çok geçmeden tü...

Basit Mucizeler

 Üsküdar sahili... Serin rüzgarıyla ve sıcak güneşiyle kafaları karıştıran Üsküdar sahili... Şehir hayatında pek fazla yüzyüze gelemediğimiz güneşin kendini rahatça sunduğu hatta hafif dalgalı denize yansıttığı simasıyla insanı mest ettiği Üsküdar sahili...  Denizin rahatlatıcı bir etkisi olduğu aşikar. Ancak Üsküdar'ın etkisi sadece denizle sınırlı değil. Büyüsü, rastgele banklarda oturan yüzlerce farklı türde aileden geliyor. Hatta çimenlere oturmuş gençlerden, yolda simit satan abiden, gölgede yatan mahmur kedilerden geliyor. Kulağını şarkıyla tıkayıp sadece gözlerinden verim alma yeri değil orası. Tüm sesleri dinleyip yeryüzünün uyumunu hissetme yeri. Yaşlısından çocuğuna her tür insanın mutluluğuna tanık olma yeri. İstanbul'un çok farklı bir duygusuna şahit olma yeri.  Okulum ve çevrem dolayısıyla sık sık uğrarım kendisine. Güneşin bir çok evresini deneyimleme şansına sahip olurum. Bazı anlar bıktığımı söylesem de adımımı attığım an aynı huzuru tekrar tekrar hissed...

Ölmesini Dilemek

 Koridorda bir aşağı bir yukarı turluyorum. Bazen nefessiz kalıyorum bazen de kalp atışlarım hızlanıyor. Sağımdan solumdan geçen insanların seslerini duyuyorum. Çok garip bakışlara maruz kaldığımı söylemek yanlış olmazdı sanırım. Kafamın içindeki sesler dışarıyı algılamamı engelliyor. Sadece birtakım uğultular bana eşlik ediyor gibi hissediyorum. İlaç kokusu boğazımı yakıyor. Kalabalık içinde tek ben varmışım gibi hissediyorum ama sanki etrafımda büyük bir kargaşanın ortasında kalmışım ve gelen geçen her insan çember halinde etrafımı sarmış gibi. Teyzemden çok uzaklaştığımı fark ederek tekrardan koridorun sonuna yöneldim. Adımlarım geri geri gidiyor. İlerlemeye çalıştığım her an sanki ruhum dört nala atın üstünde hızla uzaklaşıyor ters yöne doğru. Onu engellemek istemiyorum. İzleme camının önüne geldiğimde tüm duygularım kayboldu. Ölmesini dilemek ama ölecek diye korkmak arasındaki ikilem de ölmesini istediğim her an kendimden nefret ediyordum. Acı çekmesini istemiyordum. Gözlerind...