Ne Demeli?

Şu an içimden sadece yazı yazmak geliyor. Ama öyle düşünceyle olmaz ki… Önce bir konu belirlemek gerek. Konu da gelmiyor ki aklıma. Konu olmadan yazılır mı acaba?  Tabii yazılır. Bazen konu sonradan gelir ve bu esere müthiş bir lezzet katar. Ancak duygu da hesaba katılmalı. Öyle kuru kuru yazı yazacağım deyip işin içinden sıyrılamaz ki insan… Duygu mu daha önemli konu mu? Soğanlı menemen mi soğansız menemen mi gibi bir soru sanki. Konu da önemli duygu da…. mı acaba? Neyse biz bir başlayalım da konu da duygu da işlenir yavaş yavaş. İşlenir değil mi? Aman… Yazınca görürüz işlenir mi işlenmez mi. İşlenmezse göstermem kimseye olur biter. Anlamsız bir yazı yazdım diye yeteneksiz olacak değilim. Anlamsızlığın anlamını çıkarırım ortaya belki de. Çıtayı çok yükselttik olmadı böyle.
Neyse… Yazı yazmak istiyordum. Giriş… Evet girişle başlamalı. Girişi hallettikten sonra gelişme ve sonuç kendiliğinden gelir. Ama giriş ne olacak. Konu da yok duygu da. Ne yazmalı ilk cümleye? Nasıl başlatmalı sözü? Soru işaretiyle başlamak okura merak uyandırabilir. Ancak neye merak uyandıracak? Konu yok ki ortada. 
 Merhaba diyerek başlasam nasıl olur? Ne kadar samimiyetsiz… Peki bir mektuba başlar gibi başlasam? Nasılsın benim harfleri büyülü dert ortağım, kelimelerim… Ne kadar sahte oldu. Edebi olma çabasındaymışım gibi… 
 Bir kelimeyle başlasam? Eser… Hayat… Ben… İnsanlık... Konu olmayınca kelime çıkmıyor ortaya. Yine başa döndük. Konu seçmemeye karar verdim arkadaşım. Bu kadar! 
 Bir nidayla başlamalı. Ey! Hey! Hayır hayır. Benim yapabileceğim bir girişe benzemiyor. İlk cümleden anlaşılmalı yazarın ben olduğu. İmza gibi durmalı ilk cümle. Evet, imza… Benim imzam… Nedir benim imzam. Evirmeden çevirmeden sorunu ortaya koymak. Doğru… Alalım klavyeyi elimize. Ve giriş cümlemizi yazalım sihirli harflerle.
“Şu an içimden sadece yazı yazmak geliyor…”
      
                                  -Beyaz Gül-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cesaret Nedir?

Sancı

Dağınık, Herşey Dağınık