Sayounara

 Çok bunalmıştı. Artık nefes almakta zorluk çektiği için kendini bahçeye atmıştı. Bahçede dolaşmasının üzerinden kaç saat geçti fark etmedi. Ailesinin ısrarıyla şehrin piknik alanlarından birine getirilmişti. Gülüp eğlenmek onunda isteği miydi bilmiyordu. Şimdilik kendine izin vermesi gerektiğinin farkındaydı. Kendi içine çekilmeli ve iyileşmeyi beklemeliydi. Ailesi kamelyada otururken yürüyüşe çıkmaya karar verdi. Hareketlendiğini görünce annesinin nereye gidiyorsun diye sitem ettiğini duyunca neşeli bir ses ve gülümsemeyle aşağıdaki büyük ağacı merak ediyorum, merak etme hemen geleceğim dedi ve harekete geçti. Ailesinden biraz uzaklaşınca derin nefes alıp verdi. Gökyüzüne uzun bir bakış attı. İçi daralıyordu. Bu iç sıkıntısının yanı sıra piknik alanına geldiği andan beri onu izleyen kötü bir bakışında farkındaydı ve o kişiyi izleyen başka bir kişinin masum kalbi ve kıskançlığını da hissediyordu. Üzerinde düşünmek istemediği bir konuydu. Piknik alanında birçok kamelya vardı ama bunların birçoğu birbirine çok yakın yerleştirilmişti. Birçok insanı içinde barındırabilen bir yer olması güzeldi ama fazla yakınlık aynı zamanda rahatsız ediciydi. Ağaca doğru giden yolda birçok ailenin yakınından geçmek zorunda kalmıştı. Başını kaldırmadan hızlıca geçişler yapıyor ve kamelyanın olmadığı alanlarda hızını düşürüyordu. Şuana kadar yanından geçtiği ailelerin arasında en neşeli sese sahip bir aile fark etti ve adımlarını daha da hızlandırma isteğini bastıramadı. Onları rahatsız etmek istemiyordu. Hızlı adımları adını duymasıyla yavaşlamış ve bakışları sesin geldiği yöne doğru yönelmişti. Seslenen en yakın arkadaşının kız kardeşiydi ve onun hemen yanında kalbinin ritminin hızlanmasına ve içinin bunalmasına sebep olan kişinin bakışları da mevcuttu. Kimsenin bilmediği bir ilişkinin kırıklığını yaşamanın yanı sıra o kadar yer arasında ona rast gelmek kalbini daraltmaya devam ediyordu. Arkadaşının Melda diye seslenmesi ile kendine gelmişti. Selam vermek üzereyken yanlarına gelen yabancının sesiyle tüm bakışlar ona çevrildi. Bu, geldiği andan beri üzerinde hissettiği kötü bakışın sahibiydi. Melda'ya utangaç bir bakış attıktan sonra yabancı kendini tanıtarak Melda'yı çok beğendiğini, ailesinin ve kendisinin dini hassasiyete sahip bir kız düşündüğünü dile getirdikten sonra evlilik görüşmesi talep ettiğini dile getirdi. Melda, çok rahatsız olmuştu ama bunu belli etmeden yüzüne kötü bir gülüş yansıtmış ve konuşmaya başlamıştı. "Daha ilk kez gördüğünüz birine bu şekilde yaklaşmanızın güvensizliğinin yanı sıra piknik alanındaki birkaç kızla görüştüğünü görmüş olmak ne kadar karaktersiz biri olduğunuzun göstergesi olmalı."dedi ve gözleri ile etrafı tarayarak bir "ve kıskandırmaya çalıştığınız kişinin sevgisini yok sayarak onu üzmeniz de ne kadar kalpsiz olduğunu gösterir"dedi. Melda, yabancının varlığının farkına vardığında onu takip eden saf kalbinde farkına varmıştı. Konuşması sürdürürken ağlamaklı olan gözlerine denk gelmiş ve kalbinde oluşan sahiplenme dürtüsüne engel olamamıştı. Yabancıdan yüzünü çevirip kıza yaklaşmıştı. Yanağını okşadı. Gözyaşlarını sildi. "Senin sevgini hak etmeyen birinin sana yaptığı yanlışlarını da kabul etmen kendine olan saygını yitirecek bir davranış. Bunu hak etmediğin yüzüne yansıyan saflıktan çok belli. Neden kendine bu eziyeti cefa görüyorsun? "diye soran Melda'nın sorusu ve görmezden gelmesi karşılığında öfkelenen yabancı hırsla ortamı terk etmişti. Melda'nın elini çekmesine izin vermeden ona sarılan saf kalpli kız hıçkırıklar içerisinde ağlamaya başlamıştı. Melda, onu bir anne şefkati ile bağrına bastı ve saçlarını okşadı. Çok geçmeden onu kamelyaya oturtmuştu. Arkadaşı bir bardak su uzatırken Melda "kötü karakterli insanların yanında her zaman birileri olacaktır. Bunun sebebi onun, kötülüğü içinde bsrındıran biri olması ve kırık kalplerin farkında olması, kötü bir kalp her zaman sömürecek bir kalp arar. Burada sana düşen kendi saf kalbini onun çiğnemesine izin vermemen olacaktır yavrum."dedi. Saf kalpli kız her şeyin farkında görünüyordu ama bir kişiden bunu duymak kendisine gelmesini sağlayacak gibi görünüyordu. Ağlamaya devam ederken teşekkür etti ve yabancının gittiği yönün zıt tarafına doğru harekete geçti. Melda elinden tutarak son cümlelerini dile getirdi. "Kötü birini unutmak, iyi birini unutmaktan çok daha zordur. Kendine izin ver ve acını kabul et, onu reddetme."dedi. Saf kalpli kız tekrardan ona koşarak sarıldı ve hemen kendini geri çektğ ve koşarak uzaklaştı. Melda, gözlerindeki şefkati saklayamıyordu. Acısının tekrardan farkına varmıştı. Erkek arkadaşı, onu kalbindeki merhametinden  ve hayatı dolu dolu yaşayan kişiliğinden dolayı ona yetemeyeceğini söyleyip onu terk etmişti. Bu son olaydan sonra kendinden vazgeçemeyeceğini bir kere daha farkına varmıştı. Arkadaşının ailesi tarafından sevilen biriydi ve hepsini güler yüzle selamlayıp daha fazla rahatsız etmek istemediğini söylemesine rağmen ailenin ısrarları Melda'yı rahat bırakmıyordu. Yine de orada bulunmasının doğru olmadığına karar verip ısrarlara karşı durdu, vedalaşıp uzaklaştı. Orda bulunması kaç dakika sürdü bilmiyordu. Erkek arkadaşından hissettiği tek duygu utançtı. Acaba neden bu kadar utandı diye düşünmeden edemedi. Kendisine haksızlık etmek istemediği için onu geride bırakmaya kararlıydı. Büyük ağacın yakınına gelmeyi başarmıştı. Ağacı görmek için çok yol kat etmişti. Ağacın baktığı diğer taraf dağlık bir alandı. Ağacın gölgesine sığındı. Çok uzun zaman geçmeden birinin varlığını hissedip arkasına baktığında erkek arkadaşının orda olduğunu fark etti. Kırgın bakışları kucağına doğru yönelmişti. Erkek arkadaşı her zamanki gibi arasında bir adımlık mesafe kalacak şekilde yan tarafına oturdu. "Sana hiçbir açıklama yapmadan gittiğim için çok üzgünüm. Seni kırmaktan ve üzmekten çok korktum. Sana gelmeye cesaret edemedim." dedi. Melda elini dağın aşağı kısmından zirve kısmını gösterecek şekilde aşağıdan yukarıya doğru elini kaldırdı. "Bir kuşun ve bir kedinin daha tırmanma serüveni aynı değildir. Biri çok zorlu şartlarda çıkarken diğeri çok kolay bir şekilde ve çok daha önce dağın zirvesine çıkabilir. Aynı şekilde dağın etekleri de aynı kolaylık ve zorluğa sahip değildir. Burda önemli olan yol mudur yoldaş mıdır sorusunu düşünmeden edemiyorum. Bir kuş olarak zorluk görmemiş birinin, bir kedinin hislerini anlamasını beklemiyorum ve en ufak bir zorlukta gitmesi de yola devam edebilir miyim sorusunu da düşündürüyor. Belki de sorun bir kuş ve kedinin birbirine yoldaş olamayacak olmasıdır." Melda, hislerinin farkındaydı ve erkek arkadaşının hislerini bilmediğinden kaynaklı olarak kaçtığının da farkındaydı. O bir kediydi ama kendini kuş sanıyordu. Ona zaman tanıması gerektiğini düşünerek harekete geçti. Erkek arkadaşının bir cevap vermesini beklemedi. Bulunduğu ortamdan ayrılırken rahatlamış görünüyordu ama bir yarısı ağacın yanında kalmış gibi de hissediyordu. Sabretmesi gerekirdi ama aynı yerde sayması değil. Belki de çok ileride yürüyordu ve yetişmesi gereken kişinin daha çok yolu vardı. Ne düşünmesi gerektiğini bilmeden olan, olmayan ve olur gibi görünüp olmayan her şeyi kalbinin sahibi olan Rabbine teslim etti.


                                                         27 Nisan 2025

                                                           ~AhsenH~

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cesaret Nedir?

Sancı

Dağınık, Herşey Dağınık