Ana içeriğe atla

Sevmek Eylemi

Sevgi mi? Bunu hissetmek için ne yapmam gerekiyor. Söylediğin şartları anladığımı sanmıyorum. Birinin seni sevmesi mi? Neden bit insan, bir başka birini sevebilir ki. Sevmek demek bir başka birine muhtaç olmak demek mi? Ben daha önce kimsede böyle bir şey hissetmedim. Yani sevgi dediğin şey birinin varlığına duyulan ihtiyacın karşıladığı bir şey mi? Gerçekten bu dediklerin kafamı karıştırıyor. Sevdiğin insanı kalbinde hissedersin diyorsun ama ben orada koca bir boşluk hissediyorum. Çok derin bir lanet gibi. Bunu sana nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Ama tıpkı biri kalbimi sıkıp sıkıp bırakıyor gibi. Bazende uçurumun dibinde uzuvlarım parçalanmış ama hiçbir şey hissedemiyorum gibi. Bu benim birini sevemediğimi mi gösteriyor Luna. Benim bir kalbim yok mu? Kalbi olmadan dünyaya gelebilir mi bir insan. Ne dedin? Annem mi? Annemi durup dururken neden merak ettin anlamadım. Çok fazla hatırlamıyorum. Hatta onu hatırlayamıyorum. Aklımda koca bir boşluk. Hiçbir anı yok.

 Onu hatırlamakta zorluk çekiyorum. Bunun onunla ne ilgisi var Luna. Ne zaman bir konu açsan her konuyu anneme getiriyorsun. Mezarını ziyaret etmeyeli uzun zaman oldu. Onu tekrar görmek istemiyorum, hayır. Toprağı çok soğuk. Isınamıyorum orda.


                                                         19 Nisan 2025

                                                           ~AhsenH~

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölü Gelin

 Victor kararsızdı. Hep olduğu gibi her şeyi birbirine karıştırmıştı. Bir yanda ölü gelin, bir yanda müstakbel gelin… Bir yanda müzikle anlaşabildiği Emily, diğer yanda gözleriyle âşık olduğu Victoria… Victoria taze bir çiçekti. Güzelliğiyle, masumiyetiyle dikenlerin arasında bir güldü. Emily ise ansızın hayatına girip güzelleştiren bir kelebek…  Victor başta istememişti Emily’yi. Bir anda konmuştu omzuna. Ama onun müziğini, kalbini görmüştü. İşlerin karışmasıyla kelebeğe doğru giderken buldu kendini. Kelebeğin bir günlük ömrü için kendini feda edecekti. Ama kelebeğin ihtiyacı bu değildi ki. Kelebek o kısacık ömrünü en güzel şekilde yaşayıp sonsuzluğa doğru uçmak istiyordu. Kelebek görülmek istiyordu. Saklandığı günlerin hatırına biri tarafından görülmeye ihtiyacı vardı. Ama Emily artık görülmüştü. Daha fazlasını isteyemezdi. Victor bunu hak etmiyordu. Victor onunla ölmek zorunda değildi. Onun Victoria’sı vardı. Dikenlerin arasında umutsuzca koklanmayı bekleyen masum Victoria...

Sancı

Aynanın karşısına geçmiş güzelliğini izlemekten kendini alıkoyamayan Lisa, tacını düzeltti. Annesine alması için yalvardığı elbisenin içinde çok naif hissediyordu. Pahalı olan bu elbiseyi aldırmak için bir yıldır yalvarıyordu. Modası geçmesine rağmen hâlâ çok pahalıydı ama modasının geçmesi hiçte umurunda değildi Lisa'nın. Bir eliyle eteğinin ucundan tutup kendi etrafında döndü ve kıkırdadı. Etrafında olup biten hiçbir şey umurunda değildi. Çünkü o an kimsenin, mutluluğunu bozamayacağı bir an yaşıyordu. Evin ikinci büyük ablası Marilda,Lisa'ya bir bakış attıktan sonra ablasına Luna'ya bakmaya devam etti. Sabahtan beri ablasının eteğinin dibinden ayrılmamıştı. Onun için derinden hüzün duyuyordu. Yaşları yakın olduğu için abla-kızkardeş ilişkisinden daha ziyade arkadaş gibilerdi. Birlikte büyüdük, birlikte yaşlanacağız sözünün gerçek olacağını düşünmüştü. Ama ölümden daha beter bir durumla karşılaşmış olmanın verdiği gerçeksi bir tokat ile sarsılmışlardı. Annesi ...

Cesaret Nedir?

 Çok da uzak olmayan bir zamanda arkadaşımla bir diziye başladık. Amerika ve Japon işgali içinde Kore halkının mücadelesini çok güzel anlatıyordu. Dram dizisiydi. Ağlanabilecek çok yer vardı. Ancak ben sadece bir yerinde hıçkırıklarımı tutamadım. Yan karakterin öleceğini hissettiği anda... Öyle korkusuz veya önemli bir karakter değildi. Diğerleri gibi kendini koruyamıyordu. Kötü bir ailenin zengin, şımarık çocuğu olarak biliniyordu. Belki de öyleydi. Komik ve cıvık şakalarıyla pek fazla sevilmiyordu. Ama dram dizisinde bile izleyicinin gülmesini sağlayan kişiydi kendisi. Sürekli sırıtırdı. Tabi ben o maskenin altında her acıyı hissediyordum.   Bir sahnede yaşlı bir adam öfkeyle su fırlattı bizimkinin yüzüne. Gülümsedi ve tek bir soru sordu: "Dedem miydi size zarar veren yoksa babam mı?" O an hissettiğim şeyi size nasıl anlatsam? Sevdiklerinin yaptığı bir hatayı telafi etmeye çalışmanın acısını bilir misiniz? Başkasının yükünü yüklenmenin ağrısını? Yaptığı doğru bir şey de...