Ana içeriğe atla

Ben âşık oldum...

İzlediğim filmin etkisi ruh halime yakın olduğu için etkilendim. Sonra yağmur damlalarının çatıya dokunduğu her an çıkan şiddetli ama bir o kadar da nazik olmak için çabalayan sesine kulak verdim. Başımı örtmek için sağa sola bakınıp eşarbımı bulur bulmaz dışarıya fırladım. Havanın soğuk olmasından dolayı dış kapıyı kapatmıştım. Sanki umudun sesi olsa böyle hissettirir gibiydi. Hızlıca çektiğim kapı, yakın zamanda yağlandığı için hiçbir gıcırtı ses etmeden açıldı. Perdelerim kapalı olduğu için dışarının aydınlık olduğunu fark etmemiştim. Toprak kokusu içeriye daldı. Hızlı adımlarla terliklerimi giyip birkaç saniye içinde merdivenlere yöneldim. Hızlı hızlı sevgilime kavuşacakmışım hissi ile iniyordum. En son basamağa gelip çökene kadar indiğim yolu, kaç basamak merdiven indiğimi, kaç saniye sürdüğünü hiç bilmedim...kavuşmak kaç saniye sürmüştü. Yağmur damlaları cenin poziyona benzer bir halde durduğum için sadece üst bedenimi ıslatıyordu. Yağmur batıdan yağıyordu bu yüzden yağmur damlaları yüzüme ulaşmıyordu. Islanmak için koşmuş önce yağmurda dinlenmiştim. Rüzgar esiyordu ve bu yumuşak bir rüzgar değildi. Gözlerimi kapattım. Sesini dinledim. Sesi güvence gibiydi. Sonra ayağa kalktım. Yağmura doğru yürümeye cesaret edemedim. Sırtımı verdim yağmura, sırtımı dövmesine izin verdim. Etrafta yavaş adımlarla geziniyordum bir aşağı bir yukarı. Sonra yağmur sadece sağ tarafımı dövmeye başladı. Solumu görmüyordu. Saklamıştım solumu. Etrafta gezinmeye devam ederken yağmura bu seferde solumu/kalbimi verdim. en son derin bir nefes aldım ve yağmura yüzümü döndüm. Başımı gökyüzüne çevirdim. Yağmur damlalarının bedenime değdiği her nokta da sanki huzur yer ediniyordu önce tenimde sonra ruhumda ve en derinimde. En çokta yüzüme dokunduğu ân tüm ruhuma dokunmuş gibi hissediyordum. İçimde bastıramadığım duygu "ben âşık oldum" cümlesiyle etrafta duyulmuştu. Hafif bir kıkırtı ile tekrar yüzümü yağmura döndüm. Ah ne değerli bir andı bu. Seni hissetmek. En derinimde. Bu kadar umarsız, bu kadar şiddetli ama bir o kadar gökten gelmesine rağmen yine de nazik olan edân. Gözlerim kapalı olduğu için düşen her damlada irkiliyordum ama gözlerimi hiç açmak istemedim. Açsam da yağmurun ne zaman tenimi okşayacağını bilemezdim. Âşktan sırılsıklam olmuştum. Yere uzandım ve yağmurla bir bütün oldum...


                                                              ~AhsenH~

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölü Gelin

 Victor kararsızdı. Hep olduğu gibi her şeyi birbirine karıştırmıştı. Bir yanda ölü gelin, bir yanda müstakbel gelin… Bir yanda müzikle anlaşabildiği Emily, diğer yanda gözleriyle âşık olduğu Victoria… Victoria taze bir çiçekti. Güzelliğiyle, masumiyetiyle dikenlerin arasında bir güldü. Emily ise ansızın hayatına girip güzelleştiren bir kelebek…  Victor başta istememişti Emily’yi. Bir anda konmuştu omzuna. Ama onun müziğini, kalbini görmüştü. İşlerin karışmasıyla kelebeğe doğru giderken buldu kendini. Kelebeğin bir günlük ömrü için kendini feda edecekti. Ama kelebeğin ihtiyacı bu değildi ki. Kelebek o kısacık ömrünü en güzel şekilde yaşayıp sonsuzluğa doğru uçmak istiyordu. Kelebek görülmek istiyordu. Saklandığı günlerin hatırına biri tarafından görülmeye ihtiyacı vardı. Ama Emily artık görülmüştü. Daha fazlasını isteyemezdi. Victor bunu hak etmiyordu. Victor onunla ölmek zorunda değildi. Onun Victoria’sı vardı. Dikenlerin arasında umutsuzca koklanmayı bekleyen masum Victoria...

Sancı

Aynanın karşısına geçmiş güzelliğini izlemekten kendini alıkoyamayan Lisa, tacını düzeltti. Annesine alması için yalvardığı elbisenin içinde çok naif hissediyordu. Pahalı olan bu elbiseyi aldırmak için bir yıldır yalvarıyordu. Modası geçmesine rağmen hâlâ çok pahalıydı ama modasının geçmesi hiçte umurunda değildi Lisa'nın. Bir eliyle eteğinin ucundan tutup kendi etrafında döndü ve kıkırdadı. Etrafında olup biten hiçbir şey umurunda değildi. Çünkü o an kimsenin, mutluluğunu bozamayacağı bir an yaşıyordu. Evin ikinci büyük ablası Marilda,Lisa'ya bir bakış attıktan sonra ablasına Luna'ya bakmaya devam etti. Sabahtan beri ablasının eteğinin dibinden ayrılmamıştı. Onun için derinden hüzün duyuyordu. Yaşları yakın olduğu için abla-kızkardeş ilişkisinden daha ziyade arkadaş gibilerdi. Birlikte büyüdük, birlikte yaşlanacağız sözünün gerçek olacağını düşünmüştü. Ama ölümden daha beter bir durumla karşılaşmış olmanın verdiği gerçeksi bir tokat ile sarsılmışlardı. Annesi ...

Cesaret Nedir?

 Çok da uzak olmayan bir zamanda arkadaşımla bir diziye başladık. Amerika ve Japon işgali içinde Kore halkının mücadelesini çok güzel anlatıyordu. Dram dizisiydi. Ağlanabilecek çok yer vardı. Ancak ben sadece bir yerinde hıçkırıklarımı tutamadım. Yan karakterin öleceğini hissettiği anda... Öyle korkusuz veya önemli bir karakter değildi. Diğerleri gibi kendini koruyamıyordu. Kötü bir ailenin zengin, şımarık çocuğu olarak biliniyordu. Belki de öyleydi. Komik ve cıvık şakalarıyla pek fazla sevilmiyordu. Ama dram dizisinde bile izleyicinin gülmesini sağlayan kişiydi kendisi. Sürekli sırıtırdı. Tabi ben o maskenin altında her acıyı hissediyordum.   Bir sahnede yaşlı bir adam öfkeyle su fırlattı bizimkinin yüzüne. Gülümsedi ve tek bir soru sordu: "Dedem miydi size zarar veren yoksa babam mı?" O an hissettiğim şeyi size nasıl anlatsam? Sevdiklerinin yaptığı bir hatayı telafi etmeye çalışmanın acısını bilir misiniz? Başkasının yükünü yüklenmenin ağrısını? Yaptığı doğru bir şey de...