Köy Sobası
Köy deyince aklına ne geliyor?
İstanbul'da yaşayan biri olarak, köy benim için çocukluğumun yazı ile eşdeğerdir. Okul bittikten bir süre sonra valizler hazırlanır ve köy arabasına binilip türküler eşliğinde yaz tatiline giriş yapılır. Tatile gelen çocuklardan yaşıtını bulursan şanslısın. Bulamazsan, sana en yakın yaş grubuna yaranmaya çalışarak dahil olursun. Kur’an Kursu’nda her sene başlayıp bitiremediğin cüzü elinde harap edersin. Gitme denilen yere giderek, çıkma denilen yere çıkarak hem korkarsın hem heyecanlanırsın. Yaratıcılığını ortaya çıkararak eğlenmenin bir yolunu bulursun.
Güneş ne kadar sıcaksa ay bir o kadar soğuktur. Gündüz sıcaktan kızaran kollarını gece yorganla örtersin. Hatta yazın sonuna doğru tutuşturulan sobanın başında oturarak ateşe atılmış bir kaç patatesin önüne gelmesini beklersin. Koşuşturmalı geçen günün ardından yorgun bir şekilde ateşin başında oturup yanan odunu izlemek garip bir huzur verir. Hayatın basit ama güzeldir.
Artık o yazlar kalmadı tabi... Üç ay kalmak ne kelime, bir hafta gidebilirsen kendini şanslı sayıyorsun. Ağırlaşmış sorumluluklar, zorluklar varken bir mevsimini orada geçirmek mantıksız geliyor. Evinde yatmayı tercih ediyor insan. Fakat basit mutlulukların varlığını da unutuyor maalesef. Bu yüzden yıllar sonra, köy sobasının başında bu cümleleri karalıyorum. Çocukluğumda yaşadığım bu huzurlu anları unutursam kendime hatırlatayım diye... Teknolojiden olabildiğince uzaklaşarak aile büyüklerinle oturduğun o köy sofrasının tadını, uykunun arasında öten horozun sesini, bileğine anca gelen derenin soğuk sularını, çat kapı ziyaret eden köy ahalisiyle yapılan çekingen sohbetleri ara sıra gündeme getirmek lazımmış, onu daha iyi anlıyorum şu an. Zihnimin büyük kısmını kaplayan dertler bir kenarda uyukluyor, kendi kendime oluşturduğum yargılarım susuyor, kızgınlıklarım ve kırgınlıklarım aklımdan uçup gidiyor. Sadece yanan ateşin karşısında oturan yarı mayışık ben kalıyor. Bütün endişeler kayboluyor ve ben anda kalıyorum.
Bu yazıyı yazacağım diye bir müddet hareketsiz durmuşum. Ateş sadece bir yanağımı ısıtmış. Eşitsizlik olmasın, ben diğer yanağımı ısıtmaya gideyim izninle. Çocukluk huzuruma ortak olduğun için teşekkür ederim. Allah’a emanetsin...
-BeyazGül-
Yorumlar
Yorum Gönder