Canavar: Jeffrey Dahmer Hikayesi

 Seri katil hikayelerine hep bir ilgim olmuştur. Onlara karşı sevgi beslediğimden falan değil, endişelenmeyin. Onlara olan merakım psikoloji alanını sevmemden kaynaklanıyor. Her psikolojik bozukluğa sahip insan seri katil olmasa da her seri katil bir psikolojik bozukluğa sahip oluyor. Ayrıca empati duyma gibi bir durumları olmadığı için onları bu hale getiren sebepleri araştırmak, analiz etmek bana çok şey katıyor. Hepsinin travmatik çocukluklar yaşadığını görmek de ayrı bir merak uyandıyor içimde. Ebeveynlerin ihmallerinin ne tür şeylere zemin hazırlayabileceğini daha net görüyorum diyelim.
 Jeffrey Dahmer’ın hikayesini de az çok biliyordum. Röportajından sahneler ve sürekli gördüğüm gözlüğüyle anımsasam da araştırmaya gerek duymadım biriydi. 2023'te yayınlanan Monster serisinin ilk sezonunda yer aldığını gördüğümde de filmini izleme ihtiyacı hissetmedim. Ancak dizinin üçüncü sezonunda seneler önce araştırdığım bir katil olan Ed Gain’in anlatılacağını öğrendim. Bu sebeple ilk sezondan itibaren izlemeye başladım. Sanırım sezonlar arasında bağlantı mevcut değil fakat her şeye başından başlama gibi ufak bir takıntım olabilir. Bu küçük takıntı bazı şeyleri izletmek dışında bir zarar vermediği için düzeltmeye de çalışmadım açıkçası.
  Nerede kalmıştık. Evet… Monster: The Jeffrey Dahmer Story (Canavar: Jeffrey Dahmer Hikayesi) dizisi… Bölüm Dahmer’in son cinayet teşebbüsü ile başlıyor. Eşcinsel bir katil olan Jeffrey’in hedefleri de çoğu yabancı olmak üzere erkekler oluyor. Son yakaladığı adamın güç kullanarak kaçması sebebiyle Jeffrey yakalanıyor ve hayatı kendi ağzından anlatılıyor. 
 Seri katilleri araştırma sebebim olan çocukluk travmaları Jeffrey’de de kendini gösteriyor. Hamilelikten itibaren ilaç kullanan intihara meyilli bir anne, sürekli evden uzakta olan baba ve ilgilenilmeyen erkek kardeşin ağlamalarıyla hayatını devam ettirmeye çalışıyor küçük Jeffrey. Anne ile baba,çocukların yanında kavga etmekten çekinmiyor ve sert itişmeler oluyor. Bu kaosun arasında küçük Jeffrey’in ilgisini bodrumda bulduğu ölü bir hayvan çekiyor. Hiçbir hobisi olmayan oğlunun bir şeye ilgi duyduğunu gören baba, bu ilgisini desteklemek istiyor. Ölü hayvanları bulup inceliyor, bir nevi otopsi yapıyorlar. Bu sahne, eğilimlerimizin hangi yaşlarda oluşmaya başladığının da küçük bir örneği gibi geliyor bana. 18 yaşında annesinin evi terketmesiyle ilk cinayet işleniyor. Kendisi gibi 18 yaşında bir genci evine davet eden Jeffrey, onun ayrılmak istediğini duyunca öfkeleniyor ve kazayla karşısındakini öldürüyor. Burada ilk düşündüğü şey çok dikkatimi çekti. Öldürdüğü için panik yapmıyor, ailesinin onunla bir daha konuşmayacağını düşündüğü için panik yapıyor. Fark ettiyseniz bir cana kıymaktan dolayı yaşadığı bir pişmanlık belirtisi bulunmuyor. Cesedi ortadan kaldırmayı başaran Jeffrey 9 yıl boyunca kendini alkole veriyor.Cinayet işleme dürtülerini bastırıyor. Ancak bunun sebebinin yapmaya fırsat bulamadığını söylüyor kendisi. Yani yapmak istemediğinden değil. Çevresi ve babasını memnun etmenin çabasıyla bir süre oyalanıyor. 
 9 yıl sonra sarhoş bir şekilde işlediği ikinci cinayetten sonra dürtülerinin kapısı tamamen açılıyor. Artık kaza yok, yanlış yok, suçlayacak bir aile yok. Jeffrey bilinçli bir şekilde kurbanlarını seçiyor, evine çağırıyor, uyuşturup öldürerek kendini tatmin ediyor. Ceset parçalarının, kurbanlarının üzerinde kontrol sahibi olmanın hazzı farklı bir bağımlılık oluşturuyor. Jeffrey cinayetleri öfkeyle işlemiş bir katil değil. Kurbanlarıyla
zararlı bağlar kuran bir katil. Terk edilme korkusuyla cesetleri kontrol altında tuttuğuna inanıyor. Hatta etlerini yiyerek onların bir parçalarını hep kendisiyle tutuyor. “Beyaz bir Amerikalı” olması nedeniyle şüpheli davransa da soruşturulmuyor ve bu da ona cesaret veriyor ve belki de içindeki obsesyon artıyor. 
 Dizinin bir çok yerinin beni rahatsız ettiğini söyleyebilirim. Cinayet sahnelerinin yanı sıra çıplaklık içeren sahnelerin çok olması filmi geçe geçe izlememe sebep oldu. Başrolün oyunculuğu hikayeyi oradaymışım gibi hissetmemi sağladı. Dahmer’in o sakin ve rahatsız edici bakışlarını tam anlamıyla yansıtmış. Röportajlarını izlerken yaşadığım ürpertiyi tekrardan hissettim. Tüm diziyi gergin bir suratla ve çatılmış kaşlarla izlemekten kendimi alamadım. 
 Diziyi önerir miyim? Önermem açıkçası. Ancak bana hiçbir şey katmadı dersem de yalan olur. Bir çocuğun sağlıksız alışkanlıkları nerelerde beslediğini ve uslu sanılan çocukların da beyinlerinde bir çok farklı düşüncelerin olabileceğini çok net bir şekilde anladım. Davranışlarını tetikleyen sebepleri görmek de ekstra merak uyandırdı. Siz izlemekle uğraşmayın, ben bunu da diğerlerini de anlatmaya devam edeceğim. Bir sonraki sezon “Mendenez Kardeşler” hikayesinde görüşmek üzere.
Sağlıklı kalın…

                                         -BeyazGül-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cesaret Nedir?

Sancı

Dağınık, Herşey Dağınık