Canavarlar: Lyle ve Erik Menendez Hikayesi

Öncelikle sevgilerimi ve saygılarımı sunarak başlamak istiyorum. Bu zamana kadar denemeler, hikayeler yazmıştım ancak ilk defa devam yazısı yazıyorum. Bu durum hoşuma gitmekle beraber ellerimin titremesine sebep oluyor. Çünkü ilhamdan ziyade bir amaç doğrultusunda ilerliyorum. Bu da kalemimi zayıflatabiliyor. İçimi size döktüğüme göre anne babalarını öldüren Menendez Kardeşler’in garip hikayesini tartışabiliriz.
 Monsters: The Lyle and Erik Menendez Story (Canavarlar: Lyle ve Erik Menendez Hikayesi) Dahmer’in olayından tamamen farklıydı. İlk olarak Erik ve Lyle bir seri katil değildi. Cinayetten zevk aldıklarına dair bir kanıt yoktu. Bu yüzden “Canavar” olarak adlandırılan dizide ele alınmaları ne kadar doğru bilemiyorum. 
 Dizi ilginç bir şekilde başlıyor. Ailesinin ‘mafya’ tarafından öldürülmesinden aylar sonra 18 yaşındaki Erik terapistine bir itirafta bulunuyor. Katillerin kendileri olduğunu, tüfekle ailesini tanınmaz hale getirene kadar vurduklarını, bu sebeple uyuyamadığını, intihar etmek istediğini söylüyor. Olay duyuluyor ve tutuklanıyorlar. Mahkeme yıllar boyu devam ediyor. 3 yıl sonra ise çok ilginç bir şey ortaya çıkıyor. Kardeşler, çocukluktan beri taciz ve tecavüze maruz kaldıklarını, cinayeti de kendilerini korumak için yaptıklarını söylüyorlar. Babalarının ünlü bir iş adamı olmasından dolayı da mahkemeler canlı yayınlanıyor. 
 Gelelim çocukların anlattığı aile modeline... Başarılı bir işe ve başarılı bir aileye sahip Jose Menendez, evde iki çocuğuna da şiddet ve tacizde bulunuyor. Anne ise bu durumu bilmiyormuş gibi davranıyor. İlk çocuk olan Lyle 6 yaşından itibaren tacize maruz kalıyor ve bunların şiddeti giderek artıyor. Daha sonra bu acıya Erik de dahil oluyor. Babasından örnek alan abisi de küçük yaşta kendisine babasıyla aynı davranıyor. Lyle babasının gözüne girmiş bir evlat. Umutları yüksek, başarısı çok. Ancak Erik babasından bir sevgi görmüyor. Bu yüzden bir süre sonra Lyle babasına karşı çıkıp bu eylemleri durdursa da Erik 18 yaşına kadar kendini savunamıyor. Bir kaç kere evden kaçmaya çalışıyor fakat yakalanıyor.
 Burada bir parantez açmak istiyorum. Mahkeme esnasında birçok kişi bu kadar sene kimseye söylememelerimi ve kaçmayı denememelerini sebep sunarak yalan söylediklerini iddia etmiş. Böyle bir olayın, özellikle erkekler tarafından itiraf edilmesinin ne kadar ağır bir şey olduğunu ve öğrenilmiş çaresizliği anlayamadıklarını düşünüyorum. Belki biliyorsunuzdur… Fil terbiyecileri yavru fili kalın bir zincirle ayağından bağlarmış. Küçük fil ne kadar uğraşsa da zinciri kıramazmış. Yıllar geçip büyüdüğünde ayağındaki zincir bir iple değiştirilmiş. Buna rağmen fil ipi koparmaz hatta buna çabalamazmış. Erik söylediğine göre 12 yıl boyunca babasının gücü altında ezilmiş durumda. Çocukken babasıyla geçirdiği tek yalnız zamanlar bu tür yakınlıklar olduğu için sesini çıkaramamış, büyüdükçe kendinden şüphe etmiş hatta babası tarafından eşcinsel olmakla suçlanmış ve buna inanmış. Böyle birinden mantıklı bir çözüm beklememiz saçmalık olur.
 Parantezim uzun oldu,kusura bakmayın. Nerede kalmıştık.. Lyle cinayetten bir süre önce bu olayların durmadığını, Erik’e yapılan istismarın hala devam ettiğini öğreniyor. Öfkeyle babasına karşı duruyor ve bırakmasını söylüyor. İşler o zaman karışıyor. Erik annesinin bu olayı hep bildiğini öğreniyor. Bir röportajda Erik şöyle bir cümle kurmuştu. “Annemin bildiğini öğrendiğim anda anladım ki ikisi de aynı kişiymiş” Annenin buradaki rolü çok önemli. Annenin babaya düşkünlüğü zaten ileri boyutta ama her şeyi bildiğini kendi ağzından duymak bir evladın kanadını kırabilecek kadar ağır. İki kardeş anne babalarının kendilerini öldüreceğinden korkup bir plan hazırlıyorlar. Burada bir ikilem oluşuyor. Plan yaptılar diyen var, silahları kendilerini korumak için aldılar diyen var. Siz hangisine inanmak isterseniz onu seçmekte özgürsünüz. Ben ikisini de askıda bırakmayı tercih ettim. 
 Yıllarca tartışılan mahkeme kardeşlerin aleyhine oluyor ve ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyorlar. Hatta farklı cezaevlerine gönderiliyorlar. 20 yıl sonra buluşan kardeşler şuan aynı cezaevinde yaşıyor. 
 Dizide sevdiğim tek bir yer oldu. Her bölüm başka bir bakış açısı getiriliyor. Kime inanacağınızı bilemiyor hale geliyorsunuz. Gerçek hayatta hala bu olayın tam anlamıyla bilinmiyor olmasını kameraya da yansıtmalarından dolayı doğru söyleyip söylemediklerini anlayamıyorsunuz. Başroller, özellikle Erik’i canlandıran oyuncu o kadar iyi oynamış ki kendimi onların yanında hissederken buldum. Sanki olayı ben çözüyor ve bu güvensiz ortamda ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Yaşadıkları acıların detayları boğazımı düğümledi. Hele bir sahnesini, değil size aktarmak ben dahi zihnimden silip atmak istiyorum. Bu olayı uydurmak mümkün mü diye düşünüp durdum. Herhalde çok düşünmüşüm, rüyalarıma da ziyarete geldiler. Dizi bitti, benim sorularım bitmedi. Aklımda tek bir soru: Böylesine detaylı ve ağır bir olay yalan olabilir mi? Mahkeme görüntülerini, belgesellerini izledim. Beden dili analizlerini inceleyen doktorları araştırdım. Sonuç olarak bir travma yaşamayan iki gencin ailesini bu şekilde öldürebileceklerini düşünmüyorum.
 Maalesef Dahmer sezonu gibi bu sezonu da önermiyorum. Olaya hiçbir yarar sağlamayan müstehcen sahneler ve iki kardeşi olduğundan daha romantik bir ilişkide gibi göstermeleri rahatsız etti. Sonradan duyduğuma göre kardeşleri de epey rahatsız etmiş. Belgeselinden daha fazla verim aldım desem yalan olmaz. İzlememe değmeyen bir sezon oldu. Tek yararı bu yazıyı yazıyor olmam sanırım. Birde bu konuyu öğrenmemi sağladı. Yine ailenin bir insanı nerelere getireceğini görmüş olduk. Sağlıklı bir insanın anneden sevgiyi, babadan güveni alması gerekir. Bu sayede adımlarımı sağlamlaşır. Bu duyguları alamadığında zorlanır fakat ilerlemeye çalışır. Bu duyguların tersini yaşadığında ise hayat çok acı verici olur. Cinayet işlemelerinin haklı hiçbir yanı olamaz. Ancak canavar olarak adlandırılmak ise çok zalimce olur. Son sezon, uzun zamandır beklediğim Ed Gain hikayesinde görüşmek üzere. Sağlıklı kalın…
                             -BeyazGül-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cesaret Nedir?

Sancı

Dağınık, Herşey Dağınık